Studio Ghibli tarafından canlandırılan ve Hayao Miyazaki’nin yönettiği, orjinal adı Kiki’s Delivery Service olan Eiko Kadono’nun 1985 tarihli aynı adlı romanından uyarlanarak üretilmiş bu film; bir liman kenti Koriko’ya taşınarak kurye servisi başlatan genç bir cadının büyüme hikayesini anlatmaktadır. Miyazaki’nin en beğenilen yapımlarından biri olan Küçük Cadı Kiki, yalnızca bir cadının uçmayı öğrenme hikâyesi değil, aynı zamanda bir bireyin bağımsızlığa adım atarken yaşadığı içsel yolculuğun da derinlikli bir anlatımıdır. Ergenliğin eşiğinde olan Kiki, cadılık gelenekleri gereği yeni bir şehre taşınarak burada kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmek zorundadır. Yabancısı olduğu bir ortamda kendine bir yer edinmeye çalışırken farklı insanlarla kurduğu ilişkiler, karşılaştığı zorluklara karşı geliştirdiği çözümler ve yaşadığı hayal kırıklıkları onun karakter gelişimini şekillendirir. İlk başlarda her şey umut verici görünse de zamanla Kiki; özgüven kaybının, yalnız hissetmenin ve başarısızlık korkusunun sancılarını yaşar. Bu süreçte onun en büyük sınavı, depresyonla mücadele etmek ve içindeki gücü yeniden keşfetmek olur. Küçük Cadı Kiki; bireysel kimlik arayışının, uyum sağlama çabasının ve hayatta karşılaşılan zorlukları aşma becerisinin etkileyici bir şekilde işlendiği bir kişisel gelişim hikâyesidir.
FİLMDEKİ ÖNEMLİ TEMALAR
Kişisel Sorumluluk
On üç yaşında olan Kiki’nin cadılık geleneklerine uygun olarak bir yıllığına ailesinden ayrılıp bilmediği bir şehirde eğitimini tamamlaması gerekmektedir. Bu eğitim sürecinde karakterimiz Kiki, rüştünü ispat etmeye çalışırken kendi bireysel sorumluluk bilincini de inşa eder. Bu bireysel sorumluluk inşası, filmin ana temalarından birini oluşturmaktadır. Kiki, yaşlı kadının paketini yetiştirebilmek için hava şartları ne kadar kötü olursa olsun üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir. Kiki’nin teslimat işini yaparken aldığı sorumlulukların filmin farklı sahnelerinde işlendiği görülür.
Başka Türlerin/Canlıların Yaşam Alanına Saygı
Kiki’nin samanlıkta uyurken rahatsızlık verdiği ineklerden ve oyuncak kedi teslimatı sırasında ağaca çarpınca öfkelendirdiği kargalardan özür dilemesi canlıların yaşam alanına duyduğu saygının güzel bir yansımasıdır. Kiki’nin doğada yaşayan diğer canlıların varlığı ve yaşama haklarının bilinciyle hareket ettiğini filmin ilerleyen sahnelerinde de görmekteyiz.
Önyargı
Filmin diğer bir teması ise önyargı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kiki, kendisiyle iletişim kurmaya ve arkadaş olmaya çalışan Tombo’ya karşı önyargılı davranır. Tombo’nun tezcanlı hareketleri ve söylemleri Kiki tarafından yanlış yorumlanır. Ve filmin sonlarına kadar bu durum devam eder. Tombo’nun nihayet benim kötü birisi olmadığımı anladın serzenişiyle önyargı son bulur. Kiki, Tombo dışında yaşıtı kızlara karşı da mesafeli davranır. Kiki’nin cadı geleneği gereği giymek zorunda olduğu siyah elbisesi karşısında kızların renkli kıyafetleri bu durumu tetikliyor olabilir. Filmde tekrarlanan vitrine bakma sahnesi bize bu durumu düşündürmektedir.
Kişisel Mücadelenin Önemi
Doğuştan gelen uçma yeteneğini kaybettiğinde Kiki derin bir şaşkınlıkla ümitsizliğe kapılır. Bu süreçte ormandaki ressam kız Ursula’yla iletişimi sırasında kızın söyledikleri Kiki’de aydınlanma etkisi yaratır. Kiki, Ursula’yla yaptığı konuşmada kendisine bahşedilmiş olan kabiliyetler için de mücadele vermesi, disiplin ve farkındalık içinde düzenli pratik yapması gerektiğini fark eder.
Teşekkür Etmeyi Bilmek
Yaşamımıza yardımsever dokunuşlarıyla katkı sağlayan insanlara teşekkür edebilme kabiliyeti, Küçük Cadı Kiki filminde bazı sahnelerle etkileyici biçimde işlenir. Örneğin, bebeğinin emziğini fırında unutan müşterinin arkasından emziği hızla ulaştıran Kiki için, bebeğin annesi fırın sahibine bıraktığı notta Kiki’yi “gerçek bir melek” olarak tanımlar ve işvereninden ona özellikle teşekkür etmesini ister. Başka bir sahnede ise Kiki, teslimat için gittiği evde yaşlı kadına gönüllü olarak ev işlerinde yardım eder. Bu zarif davranışın ardından kadın, Kiki için özel olarak pasta hazırlar. Bu sahneler, sadece yapılan iyiliklerin değil, aynı zamanda bu iyiliklere karşı içten bir teşekkürle karşılık vermenin ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.
KARAKTERLER
Kiki: Filmin ana kahramanı Kiki, cadılık gelenekleri gereği 13 yaşına bastığı anda konfor alanından çıkıp başka bir şehirde bir yıllık cadılık eğitimini tamamlamak üzere kedisi Jiji ile süpürgesinin üzerinde yeni hayat serüvenine başlar. Yaşamak üzere seçtiği yer tam istediği gibi okyanus kenarında güzel bir şehirdir. Fakat hiç alışık olmadığı bu ortamda zorluklar ve bir sürü hayal kırıklığı yaratan olaylar yaşar. Bu zorluklarla başa çıkması, kendine bu yepyeni çevrede bir şekilde uygun bir yer edinebilmesi için sorunlarını çözmesi ve kendini geliştirme becerisini kazanması gerekecektir.
Jiji: Kiki’nin kadim dostu Jiji, Kiki’nin yaşamında kimi zaman sağduyunun ve mantığın sesi konumundayken çoğu zaman da olaylar ve Kiki’nin aldığı kararlar karşısında gösterdiği aksi ve neşesiz tavırlarıyla ön plana çıkan yoldaş bir kedi figürüdür.Kiki’nin içsel gelişim ve dönüşüm sürecindeki aşamalara paralel olarak belli bir zaman diliminden itibaren Kiki’yle olan sözlü iletişimi ortadan kalkar.
Kokiri & Okino: Kiki’nin ebeveynleri Kokiri ve Okino, küçük kızlarının cadılık eğitimiyle ilgili kararına saygı duyarak onun azminin destekçisi olurlar. Yolculuk öncesi baba Okino, sevgili kızını kucaklayıp aile evindeki odasının onu her zaman beklediğini vurgularken deneyimli bir cadı olan annesi Kokiri de ona uçması için kendi süpürgesini verir.
Osono: Kiki’nin yerleştiği yeni şehirde, kuryelik hizmeti vermek üzere dükkânında işe başladığı fırının sahibi Osono; Kiki’ye en başından beri içten bir şefkat, destek ve misafirperverlik gösteren bir kadın karakter olarak ön plana çıkmaktadır. Osono, Kiki’ye iş imkânı sunduğu gibi kalacak bir oda da temin ederek ona tamamen yabancı olan bu koca şehirde onun güvenliğini de sağlamış olur.
Ursula:Filmde kritik zamanlarda Kiki’ye yardım eden, yaşadığı sorunun çözümüne katkıda bulunan bir başka kadın karakter de Ursula’dır. Ormanda küçük bir kulübede yaşayan, hayvanları ve doğayı coşkuyla tablolarına yansıtan bir ressamdır.Ursula, özellikle Kiki’nin yetenek ve güç kaybı sorunuyla mücadele ettiği sıralarda farkındalık aşılayan ve olaylara farklı gözle bakma imkânı tanıyan etkili sözleriyle ona yardımcı olur. Kiki’nin depresif bakış açısını değiştirmesinde ve yeniden ayağa kalkmasında büyük rol oynar.
Tombo: Kiki’nin yerleşmek için gittiği yeni şehirde onu görür görmez şaşkınlık ve hayranlıkla onunla iletişim kurmaya, arkadaş olmaya çalışan Tombo; Kiki yaşlarında canlı, neşeli, hareketli, meraklı ve maceraperest bir çocuktur. Bisikletine kendi icadı olan bazı aparatlar takarak gerçekleştirmek istediği uçma tutkusu sebebiyle süpürgesiyle havada doğal bir şekilde süzülen Kiki’yi görünce dikkatini ve ilgisini tamamen Kiki’ye verir. Tombo’nun önceleri Kiki üzerinde bıraktığı izlenim olumsuz olsa da çocuğun sevecen, kararlı ve doğal tavırları ve sözleri sayesinde Kiki ona ısınır.
Madam: Kiki’nin sipariş teslim almak için evine gittiği sevimli, yaşlı bir kadın olan Madam; film boyunca güler yüzü, sıcakkanlılığı ve minnettar tavırlarıyla Kiki’nin dünyasında bir başka şefkatli kadın figürü olarak yer alır. Yaşlı Madam, Kiki’ye anlayış ve sevgiyle yaklaşarak ona kendini değerli hissettirir. Kiki’nin pastayı zamanında teslim etmesine yardımcı olması, onun emeğine duyduğu saygıyı ve genç cadıya duyduğu güveni gösterir. Bu samimi ilişki, Kiki’nin moralini yükselten ve ona yetişkinlik yolculuğunda destek olan önemli bir dönüm noktasıdır.
MEKÂN KULLANIMI
Filmde okyanus, orman, hava olayları gibi doğa unsurlarına geniş ölçüde yer verilmektedir. Bunun dışında kent yaşamındaki alışılagelmiş görüntülerden olan dükkân, otel, saat kulesi gibi şehir manzaralı detaylar da önemli ölçüde kullanılmaktadır.
MÜZİKLER
Filmin başında Kiki’nin, kedisi Jiji’yle aile evinden ayrılarak çıktığı yolculuk esnasında gökyüzünde uçarken çalan neşeli şarkı, yepyeni bir hayata doğru yol alınan umut dolu bir seyahate eşlik eder. Kiki ve Jiji’nin yeni bir yaşam kuracakları okyanus kenarındaki büyük kente yaklaştıkları sırada ise daha düşük ve sakin tempolu sözsüz bir müzik çalar. Bu enstrümantal müzik eşliğinde seyirci, yavaş yavaş görüş alanına giren şehrin ayrıntılarını inceler. Sipariş teslim etmek üzere Kiki ve kedisinin havada süpürgeyle yol aldıkları sahnelerde de nispeten neşeli ama sözsüz müziklerin çalması, izleyiciye o sırada tüm güzellikleriyle ekranı dolduran kuşlar, ağaçlar, bulutlar, okyanus gibi tabiat unsurlarını yakından ve dingin bir zihinle gözlemleme imkânı sunar.
BU FİLMİN SORULARI
- Farklı türlerin bir arada uyum içinde yaşama ihtimali var mıdır?
- Hedeflerimize her zamanki yöntemlerimizi ya da alışageldiğimiz araçlarımızı kullanmadan farklı yolları kullanarak da ulaşabilir miyiz?
- Günlük rutinlerin bazen ya da birdenbire sekteye uğraması ve akışın bozulması, bir an durup nefes almak kendimizi ve gidişatımızı sorgulamak için hayatın bize sunduğu bir fırsat olarak algılanabilir mi?
- Yetişkin olmak için konfor alanından çıkmak zorunda mıyız?
- Yolculuğun insana öğrettiklerini başka hangi deneyim öğretebilir?
- Bir yerin bizim için güvenli olduğunu nasıl anlarız?
- Karşılık beklemeden iyilik yapmak zor mudur? Hayvanlar bunun için karşılık beklemezken insanlar neden karşılık bekler?
- Sahip olduklarımızın değerini onu kaybetmeden nasıl anlayabiliriz?
- Yeni tanıştığımız insanlara karşı ön yargılı olmamıza sebep olan şey nedir?
- Para kazanmak için özel bir yetenek şart mıdır?
- Karşımıza çıkan sorunlardan şikâyet etmek yerine bu sorunlara pratik çözümler üretmek zor mudur?
- Çocuk ile yetişkin kavramını birbirinden ne ayırır?
- Çocuklar çalışmalı mıdır? Bunun sınırını ne belirler?
- Açık sözlü olmanın avantajları nelerdir?
- Kendine karşı şefkat geliştirmek neden zordur?
- Neden her şey mükemmel olduğu zaman bir işe başlamamız gerektiğini düşünürüz? “Kervan yolda düzülür” mantığı ile mükemmellik arasında bir denge kurulamaz mı?
- Farklı ve yabancı olandan neden korkarız?
- Tamamen özgür olabilme yaşı kaç olmalı?
BU FİLM HANGİ KAPSAMLARDA OKUNABİLİR?
Posthümanizm
İnsanı merkeze almayan, doğada yaşayan diğer canlıların ve yaşanan tabiat olaylarının da en az insan kadar bu yaşamın odak noktasında olduğunu kabul eden posthümanizm anlayışının izlerini filmde görmek mümkün. Bu filmde, insan gücünün olayların gidişatını yönetmede ya da kontrol etmede üstün güç olmadığı hatta çoğu zaman insan davranışlarının, kararlarının ve deneyimlerinin kendisi dışında var olan tabiat güçlerine göre şekillendiği ve bu güçlerin yol gösterici özelliği görülebilmektedir. Kiki’nin yeni yaşamının başlangıcını temsil eden ilk uçuş serüveninin zamanına hava durumunu dinleyerek karar vermesi, bir sipariş teslimi uçuşu esnasında Kiki ve Jiji’nin beraberinde uçan kuşların biraz sonra aniden yükselecek olan rüzgârın gelişini haber vermesi, istemeyerek de olsa rahatsız ettiği ve ürküttüğü karga sürüsünün olay sırasında Kiki’ye saldırmaları fakat filmin ilerleyen sahnelerinde Kiki’nin karşısına çıkarılarak varlıkları tekrar vurgulanan bu kuşların, Kiki’nin daha önce olduğu gibi onlardan özür dilemesi ile Kiki’yi bu kez sakinlikle karşılamaları gibi örnekler, insan dışındaki doğa ögelerinin de bu hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve insanla birlikte yaşamın çeperinde değil tam merkezinde yer aldıklarınını gösterir.
Depresyon ve Ursula’nın Depresyon Reçetesi
Kiki, Tombo ile görüşmesinden üzgün dönüp kendinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğundan şüphe eder ve bir ruh hâli değişimi de yaşar. O ana kadar yaptığı her işte ortaya çıkan küçük büyük tüm aksiliklerle gayret göstererek baş eder. Kiki, kendisini “uçan bir teslimatçı” olarak tanımlamaya başlamasının ardından cadılığının özündeki neşeyi ve anlamı yitirmeye başlar. Kendini devamlı işe yarar hissetme telaşı zamanla iç dünyasında bir çöküş yaratır. Ayrıca başka bir sahnede Tombo ile Kiki’nin buluşmalarının sonlarında Tombo gidip arkadaşlarına selam verdiğinde Kiki oradan asık bir suratla ayrılır. Yaşıtı olan bu gençlerden farklı özelliklere sahip olan Kiki onları kıskanır. Tüm bunlar Kiki’nin yaşıtlarıyla uyumlanamadığını hissetmesine neden olduğu ve sonunda Kiki’yi bir nevi depresyona sürüklediği düşünülebilir.
Kiki’deki depresyon belirtilerinin filmde çeşitli semptomlarla kendini belli ettiği söylenebilir:
- Ruh hali dalgalanmaları
- Sinirlilik
- Kendini izole etme
- İştah kaybı
- Bitkinlik
- İsteksizlik
- Önceden keyif vermekte olan şeylere karşı ilginin kaybolmas
- Uçma kaybı
Ursula, Kiki’yi ziyarete geldiğinde onun bunalmış bir vaziyette olduğunu görünce ona kendisiyle birlikte ormandaki kulübesine gitmeyi teklif eder ve burada Kiki’ye dostça tavsiyeler vermeye başlar. Bu öneriler, ‘Ursula’nın Depresyon Reçetesi’ olarak adlandırılabilir:
- Sorunla uğraşmayı bırak ve oradan ayrıl.
- Doğaya git. Tabiatın iyileştirici gücüne kendini teslim et.
- Yürüyüş yap.
- Dinlen. Seni neşelendirecek şeyler yap.
- Yaşam amacını ara/bul.
- Ruh’a güven.
PEKİ, KÜÇÜK CADI KİKİ TÜRKİYE’NİN ŞEHİRLERİNE GELSEYDİ NE YAPARDI?
İSTANBUL’DA OLSAYDI
Boğaz Üstü Ekspres” İsimli Uçan Kargo Hizmeti Verirdi
- Kiki, süpürgesiyle Boğaz’ın üzerinden uçarak kurye servisi yapardı. Boğaz’ın masmavi suları üzerinden siparişleri hızla yerine ulaştırırdı.
- Bebek’ten Kadıköy’e, Galata’dan Moda’ya uçarken insanlar onun gökyüzünde süzülüşüne hayranlıkla bakardı
Moda’da Bir Cadı Kafesi Açardı
- Kiki, Moda’da İstanbul’un en tatlı kafelerinden birini açardı. Uçan tepsilerle kahve servisi yapar, cadı kurabiyeleri satardı.
ANKARA‘DA OLSAYDI
Ankara, Kiki’nin tercih edebileceği bir şehir olmazdı çünkü Kiki, okyanus ya da deniz kenarında bir şehirde yaşamayı istiyor. Fakat belki Kiki’nin yerleşeceği şehri seçmek üzere çıktığı yolculukta yağan şiddetli yağmur, onun rotasını yarıda keserek Kiki’yi Ankara’ya zorunlu iniş yapmak zorunda bırakır.
Kiki, pazardan eve dönen yaşlı teyzeye pazar çantasını taşımasında yardım edince teyze iyiliğine karşılık ona Ankara’nın ünlü restoranı Aspava’da yemek ısmarlar. Kiki masadaki yiyeceklerin bitmemesini bir çeşit sihir sanır. Yaşlı teyze ona bu durumu Aspava’nın isminde gizli olan duanın bereketi ile açıklar.
Şerife Neslihan Erdoğan
Tuğba Tuğçe
Reyyan Özertürk
Dilan Sarı
